14 Aralık 2011 Çarşamba

Beşikt(aşk)



Sevinmek için sevmedik biz seni,
Sen yenilmişsin umrumda değilki,
Şereftir bu yolda senle yürümeki
Hep kol kola, bir gün değil,
Hergün Beşiktaş.

Beşiktaşlı olmak,
Çarşı gibi bir taraftara sahip olmak,
Gerçekten ayrıcalıktır.

O atmosferi İnönü'de bir kez soludumu insan,
Vazgeçmek mümkün olmuyor.
Tarifi imkansız...

Bayanlar genelde
maçlara giderken tedirgin olur ya
ben kendimi İnönüde öylesine güvende,
öylesine huzurlu hissediyorumki
kelimelere dökmek zor çok zor...

Akşam İnönüde harika bir atmosfer vardı.
Maçın başlamasına 10 dakika kala yapılan konfeti şov
tek kelimeyle muhteşemdi...

Hoşuma gitmeyen tarafı ise
yediğimiz ilk golden sonra taraftarın sesinin kesilmesi...

Oysaki herzaman demiyormuyuz
Sevinmek için sevmedik biz seni diye...

Birde bunun üzerine takımın muhteşem
performansı eklenince...

Manuel Fernandes bana göre
stoke city ile oynadığımız maçın adamıydı.
Oyunu toparlaması, tüm futbolcularla uyumu.
Birde top kornere gidince hemen korner noktasına geçip
topun başına geçmesi takdir edilir gerçekten.

İlk golü Almeida'nın penaltı noktasında
düşürülmesiyle attı Fernandes .
O penaltı verildiği zaman bunu ya Fernandes
yada Ernst kullanmalı dedim kendi kendime..
Birde baktımki topun başında Fernandes.
Gol geliyor dedim geldi.

Almeida oyundan alındı.
Taraftar onu alkışladı...
Almeidanın düşürülmesiyle
o penaltıyı kazanmasaydık tepki gösterirdi.
Buna eminim. Oysaki kafayla attığı golüde vardı.
Yaptığı hatalar olunca hemen o oyuncuyu yok saymak huyumuz.
Birde Beşiktaşın guizası diyenlere gülüyor geçiyorum...

İkinci golü Mustafa Pektemek attı
Fernandes'in muhteşem korner vuruşu sayesinde bulduk.
Taraftar coşuyor, Futbolcular coşuyor,
Carlos Carvalhal coşuyor...

Maçı izlerken birkez daha içimden söyleniyorum.
Carlos Carvalhal gitmesin, gitmesin işte...
Seviyorum ben o adamı...
Beşiktaşımı seven herkesi sevdiğim gibi.
Onun sayesinde güzel günler görüyoruz güneşli günler.
Ama tekrar tekrar söylüyorum sahip çıkalım Carlos Carvalhal'a.
Tıpkı Tayfur Havutçu'ya çıktığımız gibi.

İkinci yarıda oyuna dahil olan Alves
Birçok taraftarı şaşırtmıştır.
Onun güzel pasıyla Edu skoru 3-1 yapıyor.
stoke city maçı izlemeyi bırakıyor,
taraftarı izliyor...

Ama benim fikrim yine değişmiyor
Beşiktaş'ın çocuğu Carlos Carvalhal,
Maçın en iyi oyuncusu ise Manuel Fernandes...










8 Aralık 2011 Perşembe

Bu bir teşekkür yazısıdır

Nerden nasıl başlıyacağımı,
başlamam gerektiğini bilmiyorum aslında.
Şu saatten sonra yazmak ne kadar doğru orasıda bilinmez.
Bu sadece sana ithafen yazılan teşekkür yazısıdır.

Bu yazıda nerden çıktı diye şaşırmana gerek yok
Aslında geç kaldım bu cümleleri sana kurmak için.

Sen olmasaydın
şu an bu kadar emin dikkatli
adımlarla yoluma ilerleyemiyecektim.
Sağlıklı düşünmeye fırsatım olmayacaktı mesela,
Seninle yaşadıklarımı tekrar tekrar yaşamaya devam edicektim ısrarla.

Kıskanmak ve kıskanılmak
koskocaman bir hastalıkmış.
Birde karşındaki insanı farklı bir kimliğe sokmak...

Bundan yıllar öncesine gidiyorumda
ne kadar safmışın seni ilk tanıdığım zamanlar,
Çevremdekilerin söylediklerine aldırış etmeden körü körüne
sürüklenmişim bir bilinmezliğe.

İyi bir yaşanası tecrübeydin sen aslında,
Sayende bir insanın gözüne bakınca ''yalan'' söyleyip söylemediğini
anlayabiliyorum ne kadar güzel değilmi?

Yalan söylemek senin uzmanlık alanına giriyordu,
Bende söylediğin yalanları senin yüzüne vurmaktan büyük zevk alıyordum
Dedektiflik görevini üstlenmiştim sense
güvensizlikten yakınıyordun her hata yapan insan gibi...
Sen ne kadar inkar etsende
söylediğin üç kelimeden biri yalan oluyordu.

Anımsadımda komiktin aslında,
yalan söylediğin zaman suratının aldığı şekli görmeni isterdim.
Birde yetmiyormuş gibi
Söylediğin yalana kendinide inandırıyordun
buda bir beceri aslında
aynı zamanda seni tebrik ediyorum.

Kendini yalanlarına öylesine inandırıyordun ki
gerçek ortaya çıktığı zaman söylediğin yalanı savunmaktan
utanmıyordun bile...

Bu konuda hakkını yemek haddime düşmez teşekkür ederim.

Geçmişinden kopamamış bir insanın
hayatında olmak figuranlık görevini üstlenmekten
başka birşey değilmiş bunuda seninle yaşarken öğrendim.

Aşk denilen kavramın
aşık olduğun insanı kırmamaktan, olduğu gibi kabullenmekten
ibaret olduğunu ona zarar vermemek için kendi içinde savaş gerektiren
bir duygu olduğunu fakat bunların sen ve senin gibilerinin bünyesinde barındırmadığını
öğrettiğin için teşekkür ederim.

İnsanları aşağılayıp söverek
biryerlere gelinmeyeceğinin en büyük örneğiydin aslında
sahi sen sinirli bir adamdın dünya umrunda değildi
Herkes senden korkardı sen ne dersen o olurdu...

Yalnızdın, tek başınaydın bu hayatta,
aile kavramının var olmadığını savunan bir insanın
hayatında yer edinmeye cabalamayacak kadar olgunum artık.
Bana bu olgunluğu kattığın için teşekkür ederim.

Konuşmamak için bahaneler sunan bir insandan uzak durmak gerektiğini,
Kendi çıkarları için karşındaki insanı kullanan,
Muhteşem güven veren görüntüsünün altında aslında büyük bir kişilik problemleri yatan,
Yalan söylemeyi alışkanlıktanda öte hastalık derecesinde olan,
Her zaman iyi gününde yanında olmayı tercih eden
Kötü gününde yanında olmak neyi değiştirir gibi bir cümle kurabilen
kapasitedeki insan kesiminden,
Maddiyatı bahane edip birşeyler yapmaktan kaçınan,
Seni iş yeri ortamından gocunduğu şeylerden dolayı uzak tutan,
Dürüstlük kavramından yoksun,
İnsanlardan uzak durmam gerektiğini
tecrübe etmeme yardımcı olduğun için teşekkür ederim...

Herşeyden önemlisi şuan hayatımda olmadığın için
ve beni birkez daha hislerim konusunda yanıltmayıp
kendine yakışanı yaptığın ve bütün tezlerimi doğru çıkardığın için
Teşekkür ederim...

He birde özür dilerim,
Beni hayatının her anında
hatırlamak zorunda kaldığın için...
Oda nerden çıktı deme sakın...
Buna eminim çünkü...

7 Aralık 2011 Çarşamba

beşiktaş yavru kartal naz :)



İşte benim biricik yavru kartalım...
Öylesine değerliki benim yeğenim,
Kendi çocuğum olsa ancak bu kadar severim herhalde...
Beşiktaşlı olunmaz Beşiktaşlı doğulduğunun örneklerinden biri,
Hemde babası fenerli olmasına rağmen...
Havalar ısınsın ilk işimiz bir Beşiktaş maçına gitmek olucak.
Evde zaman sürekli yağmurlu bir günde görmüştüm seni
üstünde çubuklu formalar vardı diye marşlar söyleyerek geçiyor.
Bazen babasının yanında fenerlıyım desede
onun minik yüreğine kıyamıyorum...
Heleki Naz Beşiktaşı ne kadar seviyorsun diye sorduğumda,
Ölümüne seviyorum demesi beni benden alıyor...
Seni çok seviyorum miniğim...

23 Kasım 2011 Çarşamba

Uçak Babama Selam Söyle...


Karlı bir akşamdı Ankara 'da;
Son kez el ele yürümüştük,

Bitmesin istediğimiz yola.

Kısacık beraberliğimizin bütün anılarını sığdırmıştık.


Yazarsın bana demiştin.

Bende yazarım sana sık sık.

Ağlıyordum....

Sen görmeyesin diye kaldırmıyordum başımı.


Elimi daha sıkı tuttun,

Anlıyordum....

Bu ayrılığa dayanmıyordu kalbim,

Öğrettiğim çiçek adlarını unutma dedin,

Kelebekleri kitap arasında kurutma,

Sık sık fotoğraf çektir, yolla bana,
Kitaplarım sana emanet,
İncitme kimseyi, kin büyütme kalbinde...

Beni bekle...


''Yol bitti, gidiyordun artık;
Gittin...
Sokakta gördüklerimi,
filmlerdeki aktörleri sen sandım bir süre,

Kin büyütmedim kalbimde söz vermiştim sana diye,

Kitaplarını okudum,
kelebeklere dokunmadım,

Öğrendiğim çiçek adlarına yenilerini ekledim,

En çok fesleğeni,
çoban heybesini,
akşam sefasını sevdim.

Seni beklerken çok şey öğrendim,

Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilk adam...

Nasıl olsa bulacaktır diye,
her görüşümde aynı güçle seslendim

"Uçak, babama selam söyle!"

Beni kötü rüyalardan uyandıran sevdiğim ilk adam...

Bir bilsen seni nasıl özledim... ''

Kar yağıyor şimdi, otuz yaşım bitti,
Kitapların bende,
kelebekler gibi kar taneleri,

Kendi yolumda yürürken hiç unutmadım o cümleyi;

Selamını aldım babacığım,

Kin büyütmedim kalbimde....

Küçük kızının gözleri hala senin çiçeklerinde.

Uçak, babama selam söyle!

İclal Aydın
Gittin şanslıydın aslında,
Ben kaldım yitik yalnızlığının koynunda,

Bir rüyaymış anladım sonunda,

Ölenler suçlu derdin,

Suçlusun beni bıraktın burda...

Aşk Meleği...

Yazasım yok işte...

Yine her zaman olduğu gibi fazla kalmicam burda,
İstanbul'u terkeder gibi hissettim nedense.
Yada terkedilmiş...
Saçmalamaya erken başladım sanırım.
Saçma sapan insanları rüyalarımda görmemden
kaynaklanıyor olsa gerek...
Kimileri çok düşünüyorsun , özlemişsin diyor...
Ağzı olan konuşuyor kısacası...
Bilinçaltı olmadığına eminim.
Rüyamda görürsem aklıma geliyor sadece o kadar...
Oda olmasa oh ne güzel oh ne rahat...

Beşiktaş'ımın maçlarına daha sık gider oldum.
Daha az içiyorum birde sigarayı falan.
İlk gribal enfeksiyonumu bayramda geçirdim.
Saçlarımı kestirdim ama sevmedim.
Yeni insanlarla tanıştım.
Ailemle ve sevdiğim dostlarımla
daha çok vakit geçirir oldum.
Pek bir ılıman insanım ki sorma.

Şimdilik bu kadar.

25 Ekim 2011 Salı

sıkıldım

Sıkıldım,
Cümlenin başlığıda bu olmalı,
Belkide olmaz neyse neyse...

Neden yine burdasın?
Artık uğramaz oldun,
Umarım mantıklı bir açıklaması vardır
deme sakın yok çünkü...
Uğramak istedim sadece
hepsi bu...

Aslında anlatmak istediğim çok şey var,
Ama nerden başlasam bilmiyorum.
Boğazım düğüm düğüm,
biraz rahatsızım ondandır kesin.
Belkide değildir.
Kendime bile kabullendirmekte zorlandığım
durumdan olabilir mi?
Olabilir.

Birşeyleri tam düzelttim derken
yaşanan en ufak bir olumsuzluk
ruh halimi çok etkiliyor.
Bana ne oluyor böyle diye soruyorum
kendi kendime
verebilecek bir cevap bulamıyorum.

Kısacası ben bu halimi sevmiyorum.
Mevsimlerdendir herhalde...
Yazıp yazıp silmekten sıkıldım.
Daha sonra belki yine uğrarım....

26 Eylül 2011 Pazartesi

Eylül akşamı, sahi Ekim ayındayız değilmi ?

Havalar keşke hiç soğumasa,
Dolaplarda hırkalar yerini almasa...
Ben yaz çocuğuyum arkadaş,
Sevmıyorum soğuk havaları,
2 mevsim olsa ve hep onu yaşasak,

İlkbahar ve Yaz...

Kış ve Sonbahar'ı seven insanlara
haksızlık olur sahi bunu düşünemedim.

Eylülde bitti,
Şimdi evde Efes , Türk Kahvesi,
Film, Dizi, battaniye, İnternet seansları başlar...
Uzun sürmese bari...

Kendimi çevremdeki
herkesden soyutladım desem yeridir.
Bu benim sorunummu hayır değil.

Uzun uzadıya cümleler kurmak istiyorum,
Ama bir yerde tıkanıyor nedense.

Hayatımda aldığım hiçbir karardan pişmanlık
duymadım diyemıyorum nedense.

Duydum hemde fazlasıyla.

Her neyse pişmanlıklarım,
yanlış kararlarım benimle kalsın...

Bir kızım olsun istiyorum...
İsmide yıllardır aklımda Ada...

Bu postu yazmamdaki amaç ne bilmiyorum...
Ama saati biliyorum,
Nede olsa karanlık hiç bitmiyor...
01:35...
Fena sövesim var birilerine...
Ben daha fazla saçmalamamalıyım en iyisi
İyi geceler

Her Neyse


Cumartesi gecesi iyi bir gece olmadı benim için,
Boğazım düğüm düğüm,
İçimde acıyan bir yer,
Bir , birkaç sebebi var veya yok.

Belkide içtiğim
kafamı mayhoş eden
içecektir sebebi kim bilir...

Çalan şarkılarında etkisi vardır elbet.
Yada bunların hepsi bahane,
Asıl sebep sadece ...
Her neyse...

21 Eylül 2011 Çarşamba

Aşık oluyorum Eyvah!


Bu ara bir şarkıyı sabahtan akşama kadar
hiç usanmadan dinler oldum.
Hatta sana bu postu yazarken bile çalıyor.

Sabah kalkar kalkmaz
aklıma bir düşünce takılır oldu
akşam yatana kadar aklımın bir köşesinde...

Hayır aslında sadece bir köşesinde değil
büyük bir köşesini kaplıyor...

Ben bu halimi nedense pek sevmedim...

Biz kadınlar
neden erkekler kadar cesaretli olamıyoruzki?

Evet sürekli aklımda olan bir insan var,
heran onunla sohbet edip
yeni birşeyler öğrenmek mutlu olmama yetiyor.

Daha fazla bir beklentimde yok aslında,
var ama yok.
Saçma bir psikoloji bunun bende farkındayım.
Çevremdeki herkese ondan bahsetmek isteğiyse
içimden gelen bir his engel olamadığım,
olmak istemediğim.
Sanada ondan bahsetsem sıkılmazsın değilmi?
Hep böyle zamanlarda kapımı çalıyorsun deme
Yazacak birşey bulamamamdan kaynaklanıyor...

Aşık oluyorum eyvah,
Yerimde duramıyorum...

20 Eylül 2011 Salı

Muyurt & Me :)




Bir insanı tanırsın,
uzun uzadıya cümleler kurarsın,
onda kendinden birşeyler bulursun,
hatta birçok şey bulursun...

Mail adresini istemeye çekinirsin,
yanlış anlaşılmaktan korkarak,
sonra bir adım atılır mailleşmeye başlarsın,
kayıt girmediğin zaman merak edilirsin,
sosyal ne kadar ağ varsa eklersin,
yetmiyormuş gibi birde telefonlaşmalar başlar :)
kızdığım birşey varsa bu kadar geç buluşmak olsa gerek.

O kadar çok ortak nokta varki
bazen onunla farklı annelerden doğmuş
olmamıza rağmen kardeş olup olmadığımızı tartışıyoruz.
Yaşanılan acılar, sevinçler, mutluluklar nerdeyse aynı.
Hatta bazen konuşurken aynı cumlelerı kuruyor olmamız şaşırtıcı...

He o çok daha temız kalplı,
benım içimden ara sıra bazı bazı
fesatlık geçmiyor değil :) ama onun hiç geçmez,
fırlamadır azcık, en az benim kadar şımarık...

Bayramın 3. günüydü ilk buluşmamız
ilk defa yüzyüze görüşecektik.
İçimde hiç tereddüt yoktu.
Nasıl olur? Nasıl geçer? Sıkılırmıyım?
Bu soruların hiç birini kendime sormadım.
Hatta aksine daha kendisini görmeden
bu kadar çok sevdiğim insanla ilk kez görüşeceğim
için heyecanlıydım :).

Buluşma yerimiz Taksim'di,
hatta Burger'ın önü :) .

Trafikten dolayı geciktim ben biraz,
Öylesine sabırlıydıki,hayran kaldım.
Belkide o gecikmiş olsa ben trip atardım,
kim bilir ama o konuyu uzatmadan
ben bılerek erken geldım gezmek istedim biraz dedi
konuyu bir daha hiç açmamak üzere kapattık,
kocaman sarıldık birbirimize sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi.

Konuştuğumuz paylaştığımız öyle çok şey varki
hepsinin üzerinden tekrar tekrar özet geçtik,
canımızı yakanlara sövdük, içtik, karnımızı doyurduk,
ikimizinde olmazsa olmazlarından biri türk kahvesi,
onuda içtik hatta fal bile baktırdık :)

Haziran gibi
evlenicekmişim
öyle dedi fala bakan teyze
daha çok sey soyledi,
tutturduklarıda oldu tabi amaa
Haziran aynında bir evlilik falan yok,
akıllı ol :) ne demişler fala inanma falsızda kalma.

Geçirdiğim en güzel günlerden biriydi,
bir yanımda tırtılım bir yanımda kuzum,
muhabbet desen zaten süper,
daha ne isterim ki ben :)
He bu şaşkını tanıyanlar vardır,
tanımayanlar için sizi şöyle alalım pleass :)
Ben melek değilim dediğine bakmayın,
birtek kanatları eksik muyurtumun :)




19 Eylül 2011 Pazartesi

uzun zaman dilimi

ne kadar uzak kalmışım senden,
ne kadar uzun mesafe girmiş aramıza,
oysaki
bir zamanlar bana en çok huzur veren şey sendin.
ben sana yazardım sen sesini çıkarmazdın,
belkide senin güzel olan yanın buydu...

aramıza giren mesafenin sebebi aslında
yazmaktan çok
anlatıp paylaşmaya ihtiyaç duyduğum bir dönemdi.
konuştuğum öyle pek fazla insan yok merak etme
bir elin parmaklarını geçmez.
hem senin yerini tutarmı bilmem.
ama sana uzun zamandan beri ihtiyaç duymadığıma göre
demekki tutuyor.

tanıdığım birkaç insanın burayı gelip okudugunu bilmekte
rahatsız etmedı dersem beni yalan söylemiş olurum.
sözüm meclisten dışarı sakın ha sizler üzerinize almayın
üzülürüm.

geçen zamanda neler oldu diyecek olursak,
inan buraya hangi birini anlatıcağımı bilmiyorum.
demekki çok şey değişmiş hayatımda,
ama benim adıma güzel olan gelişmeler bunlar.
en azından ben kendi adıma güzel oldugunu söyluyorum.
gezdim hemde fazlasıyla yaşanmamışlığın acısını çıkarırcasına,
eğlendim, sevdiğim insanlarla uzunca vakit geçirme şansım oldu,
fotoğraf çekilmeyi sevmeyen ben fotoğraflar çekildim,
eski bir dostla görüştüm,
saçmaladığımda olmadı değil oldu elbet
ama saçmalamayıda severim.
nescafeyi sade içiyorum uzun zamandan beri,
daha sert ve daha bir güzel geliyor tadı,
türk kahvesinin yerini tutmaz tabiki.

güzel bir gün yaşadım,
güzel bir dost tanıdım.
onu ayrı bir yazıda paylaşmalıyım,
yazdıgım yazı sadece ona özel olmalı.

herşey güzel gelişti hayatımda
geçen onca zamanda.
unuttuğum üzerine çizik attığım çok şey oldu,
geçmişteki yaşanmışlığı unuttum mesela,
bazı insanları hayatımdan çıkardım
kimilerinede güvenmemem gerektiğini öğrendim,
ben bunları yaşarken çok canım acıdı,
ama gerçek şu ki şuan mutluyum.
Beşiktaşımıda hiçbir zaman unutmadım
sana yazacaklarım bunlarla sınırlı değil,
anlatıcak daha çok hikaye var.
hayattan dilediğim bir tek şey ise
sadece sağlık...
benden şimdilik bu kadar.

9 Haziran 2011 Perşembe

bir veda daha

Uzun zaman önceydi,
Evde kahve içiyorduk seninle
Çokta uzun bir zaman dilimi değil aslında.
Tarih sorma bana bilmiyorum çünkü.
Belki bir pazar sabahı,
Belkide bir cumartesi gecesiydi.
Ama sen ameliyat olduğun dönemdi sanırım.

Anne dedim sana içim acıyarak,
Seninde bulunmuş olduğun durumu hiçe sayarak.
Anneannem ölürse ağlarmısın? anlamsızdı biliyorum.
Gözlerin doldu, mesafeler ne kadar uzun olursa olsun,
O benim annem ve varlığı yeter dedin.
Peki ya ben ölürsem ağlarmısın dedi,
Nefes alamam, boğulurum dedim...

Anneannem öldü, ve annem ağladı.
Hemde çok.
İçimi acıtan cümlesi
beni neden bıraktın annem oldu...

Radyoterapi gördüğü döneme denk gelmesiiyi olmadı.
Annesinin cenazesine katılamamış olması acı.
Ama güçlü olmak zorunda olduğunun farkında.
Gurbette olmak gerçekten çok zormuş.
Seni görünce bunu birkez daha anladım.
Bir yanda çocukların, bir yanda annen
bir yanda kardeşlerin, bir diğer yanda sağlığın...
Yüreğindeki acının tarifi mümkün değil.
Ömrünün sonuna kadar seni bırakmıyacak
Bunu öylesine iyi anlıyabiliyorumki
Sözün bittiği yerdesin ve bizler sana ne desek boş.
Sadece güçlü olmak zorundasın anne.
Bizi sensiz bırakmamak için ayakta kalmak zorundasın.
Seni çok seviyorum.
Bizi sensiz bırakma olurmu.
Ve dilerim senin ömründe anneanneminki kadar
uzun ve sağlıklı olur.

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Beşiktaş İbb maçı heyecanı


Bugün nerde olmam lazımdı benim
Tabiki Kayseride...
Pastırma için değil,
aklınıza öyle birşey gelmesin.
Tabiki Beşiktaşımın yanında olup
o heyecanı muhteşem taraftarımızla yaşamak için.
En fazla ekran başından şahit olabilicem.
Tüm kalbimle Kayseri'de olucam orası ayrı gerçi.
Ernst kadroda yokmuş:(
Kendisi çok güzel oynayan futbolcularımızdan biri.
En azından ben onun oyununu seviyorum ya.
Bu akşam Simao'dan bir gol bekliyorum ben.
Süper bir performans sergilicek futbolcularımız.
Buna eminim.
ve zaferle İstanbul'a dönüşlerini bekliyoruz.
Yensende yenilsende kalplerimiz seninle
Beşiktaşım.
Hedef kupa, amaç Avrupa...

Gücüne güç katmaya geldik,
Formanda ter olmaya geldik,
Beşiktaş seninle ölmeye geldik. BEŞİKTAŞ...

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Mektup, sevgi, özlem ve olmayışının uzun yılları

Bir mektup insanı eskiye götürüyorsa,

sevgin ve özlemin birden bire artıyorsa,

İçindeki hasret yıllardır dinmiyorsa,

ona ait bir el yazısı seni uzaklara götürüp yaşanmışlıkları

ve bundan sonra hiçbir zaman yaşanmayacak günleri hatırlatıyorsa,

özlemin gün be gün artıyor ama bir çaresi yoksa,

her sabah keşke yanımızda olsa diye uyanıyorsan

veya bir akşam kapıdan gelicekmiş diye yıllardır bekliyorsan

gerçek ''aşk'' bu diyebiliyorsan,

gözyaşlarını insanlardan saklayabiliyorsan,

bir daha hiç kimseye o cümleyi kuramayacak olmanın acısını yaşıyorsan,

onun varlıgını kokusunu duyamıyorsan sadece anılarıyla yaşamaya mecbursan,

hayatın ne kadar acımasız oldugunu her geçen gün daha iyi anlıyorsan

biraz daha büyüyorsun demektir.

Keşke hep çocuk kalsaydımda yanımda olsaydın...

seni çok özledim Babam...

2 Mayıs 2011 Pazartesi

yayınlanmayan, unutulan post

Bugün biran önce bitsin istiyorum ben,
Çok geçimsiz bir gün aslında
sebep neden ne bilmiyorum.
Keyifsizim sadece...
Eve gittiğimde geçer herhalde,
geçer geçer.Umarım...

Cuma günü,
çok sevdiğim bir arkadaşımın dayısı
vefat ettı. Neşenin akşama doğru aramasıyla
haberim oldu.
Perşembe günü hastaneye yatırmışlardı.
Doktorlar çok hasta oldugunu söylemişlerdi.
Ama bu kadar çabuk olabileceği,
aklımın ucundan geçmezdi.
Çok üzüldüm küçücük çocukları vardı.
hayat dolu bir insandı.

Cuma günü işede gitmedim ben.
Annemle hastaneye gittim.
Diren takmıyorlardı, çözüm değil falan dedi
doktorlar daha bir gün öncesinde.
Sıvının atılmaması tedavinin yarım kalması olucaktı.
ve yenıden amelıyat.
Kesin çözümmü hayır değil.
Öylesine çok sıkıldım öylesine çok üzüldümki
bunu ıfade etmek cok zor.
Cuma aksamı cok agladım,
sabah kalktığımda annemı bulamazsam diye
düşündüm durdum...
Umarım tedavı olabılır,
yenıden amelıyat olmak zorunda kalmaz.
Hoş her gidişinde küçük bir operasyon gecırıyor aslında
sıvının cekılme işlemi falan.
Ama bugünlerde geçicek bunu biliyorum.

Pazar günü Mirayın yanına gittik
Neşeyle baş sağlığı dilemek için.
Zor ya gerçekten zor.

Ordan dönüşte forum İstanbul'a gittim.
Yiğenimin mezuniyet balosu var,
ona elbise bakmak için.
Bakmakla kalmadık tabi aldık.
Polo garage'da elbise çok güzeldi
Çıtırımada çok yakıştı onu aldık.
Hatta kuzenimin düğününede bende
onu almayı düşünüyorum.

Kayıtlara bakarken bunu geçen hafta yazmışım
yayınlamak yerine kaydetmişim.
Bugünde yeni bir post yazmaya hazırlanırken
yayınlamak istedim.

27 Nisan 2011 Çarşamba

Evcilik oyunu


Talihim şarap olamamak üzümken,
beni görememem gözünken...


Sıla'nın Egeli Lodos şarkısı
bu ara dilime dolananlardan...
Vur Kadehi Ustam'da güzel aslında,
Tamam tamam
Bütün şarkıları güzel...

Öksürüyorum, üşüttüm sanırım...
Sanki iğne yapıyorlar heryerime.
Akşamda sıtma tuttu,
Öyle kötü hissetmiyorum aslında,
sadece öksürük zorluyor biraz,
O kadar.
Akşam şurup içtim,
sabah'ta soğuk algınlığı için bir ilaç
Akşamda yatmadan önce bir ilaç daha içerim
birşeyim kalmaz.
En azından ben kalmaz diye umuyorum.

Mektup sorununu halletmiş bulunmaktayız
Teknolojinin gözünü seviyim ya.
Her ne kadar yazmadıgımı düşünsede,
Gördüğünde yüzündeki ifadeyi merak etmedim değil.
Mektubu yazdıgım kişi iyi bir insan,
Yüreğinde kötülük barındırmayan,
konuşurken cümlelerini seçerek konuşan,
İnce düşünceli,
karşısındaki her kim olursa olsun kırmamak için
çaba gösteren bir insan.
Şimdi o düşünüp dursun ne yazıcam diye :)
Ama oda yazıcak ya
Hem geldiğinde mektubumu elden vericekmiş
öyle dedi. Bekleyelim ve görelim diyorum.

Eski bir arkadaşım beni onunla uzun zaman önce tanıştırmıştı.
Bir yaz günüydü, arkadaşım onu anlat anlat bitiremiyordu,
hep beraber dışarı çıkmıştık, arkadaşım haklıydı aslında,
anlattıklarında bir eksik yoktu hatta fazlasını barındıran bir insan.
Sahi insan düşünmeden edemiyor bu devirde böyle erkekler kaldımı diye ?
Onun doğum günüydü, facete görünce mesaj attım.
Çarşıya her çıkışında yazışmalarımız devam etti,
Annem için dua etmesini istedim ondan hem asker
hemde temiz bir yüreği var saolsun kırmadı bunu.
Her konuşmamızın ardına mutlaka annemin nasıl oldugunu sorması,
iyi niyetli bir insan olduğunu gösterdi bana zaten.
Evcilik oyunu dedim ya başlıkta,
Bizi tanıştıran arkadaşımıza bir oyun oynuyoruz onunla şuanda,
Beraberlik oyunu :)
Mayıs'ın 17sinde İstanbul'da.
İstanbul'a döndüğündede bir süre devam edicez bu oyuna
Amaç bizi tanıştıran arkadaşımızla eğlenmek.
Eğlenceli olucak, hoş bizi tanıştıran arkadaşta çok eğlenceli
bir insan onu böyle bir duruma sokmamızın sebebide bu
tepkileri cok dogal ve cok guzel.
Herşeyle makara yapan biri ve sanırım onunla makara yapma sırası
artık bizde :). Umarım biryerde pot kırmayız.
Sonunda çok güzel birşey çıkıcak ortaya ya:)
Arkadaşımız kırılırmı diyede düşünmüyor değiliz
yok yok kırılmaz hem o bize kıyamazki :)...
Hoş benim ilk oyunculuk deneyimim,
ama o tecrübeli, Doktorlar'dı, Reklamdı falan.
Elime su dökemez ya :)
hem başrol hem yönetmenlik, hem senaryo
zormuş ya:).
Hani bir söz vardır boynuz kulağı geçer,
o misal :).

Tahirin askerliğide bitiyor sonunda,
yarında ona kavuşuyoruz.
Cumartesi akşamına kadar toparlanmam lazım
hep beraber arkadaşlarla toplanıp onun için birşeyler yapıcaz.

Bugün biraz gergin bir gündü.
İş yerinde sevdiğim bir amcamız var.
Sabah onunla atıştık.
Çok ağır bir cümle kullandı.
En güzeli insanlarla hiç samimi olmamak.
Değer vermemek.
Sonra saçma sapan bir cümle kurar,
Ve bütün gününün berbat geçmesini sağlar.
Yine büyüğüm diye seviyemi aşmadım.
Saygısız olmak istemiyorum.
Ama bir başkası bu cumleyi kurmuş olsaydı
Elimde kalırdı kesin.

Annemden haberlere gelince,
henüz radyoterapiye başlıyamadı
dün ona canım cok sıkıldı.
Sıvı birikip duruyor,
Her seferinde çekme işlemi yapılıyor.
Fakat kontrole her gidişte eski halini alıyor.
Yarın küçük bir operasyon geçiricek...
Diren takıcaklar ve tedavi sonuna kadar
takılı kalıcak.
sıvı bu sekılde azalıcak sanırım.
Annemin suratı beş karış tabi.
Kolay değil haftada birkaç kez hastaneye gidip
sadece delinip eve dönmek.
Kanserin adı bile kötüyken bu hastalıgı taşıması,
her seferinde önüne yeni birşeyler çıkışı,
Can sıkıcı.
İyi olsunda bunada razıyız aslında.
Dualarınızı eksik etmeyin olurmu?






21 Nisan 2011 Perşembe

Kafa nereye biz oraya...

Hadi kalk gidelim hemen şuanda
Kapat telefonunu bulamasın arayanda,
Açarız radyoyu yol nereye biz oraya...
İyi gelmezmi hiç deniz havası,
bir göz oda bulur sokarız başımızı
birde koyarız iki kadeh,
kafa nereye biz oraya...


Bugün anlamsız bir sıkıntı sardı içimi,
Sanki bir Dinazor besliyormuşum gibi hissettim içimde.
Öylesine memnundu ki yerinden,
vedalaşmak istemedi benimle...
Hala daha beraberiz.
Ne kadar sürer bilmiyorum ama,
uzun süre benimle kalmayacağı kesin.
En fazla yarına kadar misafir ederim seni,
Sonra vedalaşmak zorunda kalırım.
Gitmezsende seni kovarım.
Hemde hiç çekinmeden.

Mektubu hala yazamadım,
Umudum var olucak elbet.
Bugün yarın sorucaktır elbet
mektubumu yolladınmı diye.
Hayır cevabınıda vermek istemiyorum...
İnsanları kırmak söz verdiğim birşeyi
yapamamak beni üzüyor...
Bu akşam şansımı denıcem,
Yarında gönderirim artık...

Akşam çok güzeldi,
her ne kadar eve dönmeme yakın
keyfim biraz kaçsada, güzeldi...

Birde şu şakıyı keşke tek başına söyleseydi...
Seni Severdim tık tık :)

20 Nisan 2011 Çarşamba

üçüncü tekil kişilik...


Peki sen kimsin dediler bana,
Dedim üçüncü tekil kişilik...

Resim benim bitanecik yiğenime ait...

18 Nisan 2011 Pazartesi

Beşiktaş


Cuma akşamı Beşiktaşımın G.Birliği
ile oynadığı maçtaydık...
Öylesine güzel zaman geçirdikki
Sanırım bunun tarifi mümkün değil...
E insanın en sevdikleri yanında olduğu zaman
güzel zaman geçirmemesi mümkün değil.
Geçen hafta gerçekten güzel bir haftaydı.
Bir önceki yazımda bahsetmiştim,
Guti Hernandez' le karşılaşmamı,
benden mutlusu yoktu...
Ah birde nasıl güzel resim cekılmişiz biz öyle:)
Hatta bir arkadaşım sanki sen değilde
Guti seninle resim çekilmek istemiş dedi:)
Ne sandın dedım bende hatta :)
Beşiktaşımın maçıda üstüne mutluluk kattı.
Birde sesim kısıldı.
Akşamın bombası ise Çarşı grubundan geldi.
Kurabiye, kurabiye, kurabiye f.bahçe,
Kupayı al, kupayı al, kupayı f.bahçe.
Hatta maçı ekrandan izleyenler söyledi,
Bunda sesi kısmış Lig tv niyeyse...
Oysaki heryer inliyordu hep bir ağızdan
Benden mutlusu yok gerçekten.
Maşallah dıyelımde nazar değmesin:)...

Askerde bir arkadaşım var,

çok efendı bır ınsan...
Saolsun dualarını eksik etmez annem için.
Hafta sonu konusuyoruz askerliğinin bitmesine
1 ay falan var konu nasıl olduysa mektup muhabbetıne
geldi . Ben kaç aydır burdayım kımse mektup yazmadı dedi.
Yoksa sen bana mektupmu yazıcaksın dedi?
Nerden çıktı ben ne anlarım mektup yazmaktan dedim,
Adresini verdi, bekliyorum, kısa kesme olurmu mektubu dedi.
Oldu olacak birde çiçek koyayım içine diye makara yaptım,
Güldük falan, sonra bu bana birkaçtane resim koy,
Uzun bir mektup yaz gerisi önemli değil dedi.
Makara yaptıgımız konu ciddiye döndü yaa :)
Ben şimdi ne yazıcam :)...
Neyse benden şimdilik bu kadar...

12 Nisan 2011 Salı

Guti Hernandez ve ben :)


Bugün hiçbirşey morelimi bozamaz
öylesine mutluyum ki
bütün sinir, stres,negativ her ne varsa
üzerimden gitti...
Bugün annemle hastanedeydik,
Çok bekledik, ama sonuç olarak işimizi hallettik.
Umarım birdaha orası sıvı toplamaz.
Çizimini hallettik, Öğleden sonra koltuk altındakı
sıvı cekıldı cok canı yandı...
Ct kaldı ve eger sıvı bırıkımı olursa yenıden cekıcekler,
yenıden canı acıcak, yenıden stres yapıcak...
Hastane ortamı gercekten zor ya.
Biran önce radyoterapıye başlasakta annem şu ortamdan kurtulsa.

Kapının onune cıktık sigara içmeye,
O sıra şirketi aradım ben hastane içinde
pek telefon çekmiyor diğer hattımdan ulaşılabılır diye
konusuyorduk. Tam telefonu kapattım
Bir baktım karşımda Guti Hernandez,
yanındada Ersan Gülüm...
Karşımda derken arada biraz mesafe var tabi.
Tabi beni bir heyecan sardı anlatamam.
Güvenlik bir abi var hemotolojideki çocukları ziyarete gelmiştir kesin
git bir gör istersen dedi, Sorun olmasın dedım,
Hayır olmaz merak etme dedi...
Koyu bir Beşiktaşlı oldugumu herkes anlamış,
Siz düşünün artık...
Annemi hemen içeri soktum,
hemen gelicem dedim.
Ve gittim...
Bu kadar tatlılık, bu kadar sempatiklik olamaz ya
Ben nerdedir diye bakınırken bir kalabalık gördüm
Çocuklarla fotograf cekılıyordu, forma dagıtıyordu
Ersan Gülüm ile beraber, Fotografını cekıp annemın yanına gecıcektım ki
Guti Hernandez o sıra yanımdan geçiyordu,
Guti diye seslendim, Baktı gülümsedi
müthiş ingilizcem devreye girdi tabi :)
Bir fotoğraf çekilebilirmiyiz dedim,
Tabiki dedi bende hemen telefonumu aldım
Guticim bana sarıldı oshhh :) bende sarıldım tabi
Çektim, kötü çıkmıştı resim olmadı dedim
Bu yine güldü Bir fotoğraf daha çektik,
Beraber baktık resme, göz kırptı,
Sonra ben teşekkür ettim ve orda daha fazla durmak istemedim,
Aklım annemdeydi çünkü,
Yüzüm gülüyor resmen saat 11 sıralarıydı sanırım
Hemen annemin yanına gittim resmi gösterdim falan,
Sonra annem o akşama kadar burda olsa sende burda kalırdın
herhalde dıyo:)
Zaten şuanda burda ama senın yanındayım degerını bıl dıye
makara yaptım güldük :)
Hiç öyle burnu kalkık kaprisli bir insan değil
Ben fotograf cekılmeyı kabul etmez diye düşünürken...
Aksine sevecan ve etrafa gülümseyen biri
Çocuklara karşı tutumu çok güzeldi
hiç türkçe bilmemesine rağmen.
Ersan Gülüm de çocuklara karşı cok ıyıydı
Muhabbet etti onlarla forma giydirdi onlara.
Beşiktaşımı birkez daha takdir ettim...

Yalnız daha geçen akşam rüyamda görmüştüm,
Mekan farklı olsada...
Evrenden gerçekten istediğimizde,
O gerisini hallediyormuş...
Smiley,smiley,smiley (:...

11 Nisan 2011 Pazartesi

keyif mi?

İnsanın korktuğu şeyler
her seferinde neden başına gelir?
anlayabilmiş değilim.
Yalandan nefret ederdim,
Yalancı bir insanla uzun süre vakit geçirdim
körü körüne hemde....
Ben yakalamaktan sıkılmıştım her seferinde
o ise söylemekten bıkmadı...
Yanlış anlaşılmaktanda çok korkuyordum
buda nitekim başıma geldi...
Hemde hakaret dolu bir maille.
Nasıl bu kadar çirkinleşebiliyor insanlar
anlayamıyorum gerçekten.
Hemde ortada hiçbirşey yokken.
En azından onun düşündüğü gibi birşey yokken.
Benim derdim bana yeter, birde insanların saçmalıklarıyla
uğraşacak kadar kafam rahatta değil.
Ama ben çirkinleşirsem eğer çok kötü olucak
farkında değiller kendileri.
Cevap vermiyorum, vermiyeceğimde.
Yaram yok sonuçta içimde çok rahat.
Ama bu şekilde hakaret dolu cumleler kurmaya
devam ederde psıkolojımı bozarsa,
Sanırım ona hukuk yoluyla karşılık vermek zorunda kalıcam.
Hakaret davası açarak.
Bildiğim birtek şey var
Bir kadın insanı vezirde eder,
Rezilde....

Gelelim hafta sonuna.
Nevizadedeydim, nasılda özlemişim...
Yanımdada sevdıklerım vardı.
Herşeyden önemlisi kardeşim Neşe benimleydi...
Nevizadede insanın sevdikleriyile bir başkamı oluyormuş ne...
Güzel bir akşamdı. Hemde çok.
Pazar günü kuaför falan derken hafta sonu çok çabuk geçti.
Off yazasım yok be blog keyfım kaçtı.
Belki sporuda ekebilirim, ekebilirim, ekebilirim.

9 Nisan 2011 Cumartesi

Cumartesi F.D

Bakışların gittiğin yerden uzak,
Yoksa gelirdim;
'Sensiz anlamsızlığımı anladım, dön v.s.' demek için

Bugün burda cumartesi,
Ben senin saçlarını, suçlar bakışlarını,
Geveze susuşlarını bile özledim

Ayrılık bu söyle sende farklı mı zaman?
Aynı soğuk.. Aynı hazan...

Bugün orda da Cumartesi mi
Sen de beni, 'benim kadar' özledin mi,
'Aynalardan kaçarken özlenmeyi beklemek'...
Ne kadar acı, ne kadar komik..
..Ve bana ait değil mi?
Gülme!
İncinirim...

Sabah kalktığımda bu şarkıyı mırıldanıyordum.
Güzel, güneşli birgün olacağı başından belliymiş.
Kışı geride bıraktık, yaz geliyor.
Herşey geçiyor insanın hayatında, hersey unutuluyor zamanla...

Unuttum demekte hatırlamakmıdır acaba?
Bana kalsa değil, hiçbirşey olmamış gibi davranmamda bu yüzdendir.
Daha sağlam adımlar atmak gerekir hayatta,
Acı yüzüyle karşılaşmamak, mutlu olmak için.
Bende öyle yapıyorum.
Sahi bir insanın içi nedensiz kıpır kıpır olur mu?
Benim oluyor... Mevsimlerdendir diye yorumluyorum...

Akşam spor salonundaydım.
Çok yorucuydu...
Ama saunadan cıktıktan sonra gözlerim karardı,
5 dakika kadar sürdü, bayılmadım ama...
Neden böyle oldu bilmiyorum,
Korkmadım dersem yalan olur...
Aldığım beddualarmı tutuyor ne :)

Bu ara diyeti bozdum...
Vicdan azabı duymuyor değilim:).
Neyse güzel bir hafta sonu olsun...

7 Nisan 2011 Perşembe

Git-mek


Geçmişten hiçbir iz koymadan bavuluma,
gidiyorum bu sefer...
Sana aşk sözcükleri söylemek,
Senli hayaller kurmak yok.
Senin olduğun bir şehirde sensiz rahat nefes almak
payıma düşen.
İlk defa bir bitiş beni mutlu etti,
Kimse inanmasada
İçimde bir huzur var.
Sevmemişmiydim, yoksa sevilmemişmiydimi
sorgulamadan bitti.
Olmayacak bir duaya amin deme çabası,
çocukluktan öteye gidememektenmiş.
Artık adımlarım daha sağlam,
Gelecekle ilgili planlar kuruyorum.
İstanbul'umun tadını çıkarıyor,
Kabuslar görmüyorum.
Kendimin farkına varmış olmamda cabası...
Her veda insanın canını acıtır,
Ama bu seferki faklıydı...


6 Nisan 2011 Çarşamba

Rüyalar gerçek olsa (:

Bir rüya gördüm,
içinde sen beni terkedip gitmişsin,
Beni yok etmişsin,
Hayırdır inşallah...

Gece bir rüya gördüm.
Beşiktaşımın maçındaydım yaa
Öylesine güzel bir rüyaydıki,
Hiç bitmesin istedim...
İnönüde'yim seyircisiz, cezalı maçımız var
Tıpkı bu akşamki gibi...
Ben ne yapıp edip giriyorum maça.
Beşiktaş aşkı işte:)...
Bide tribündede değilim hani,
Forsumuz var, maça katılsam katılırım:)
Guti'cim gol atıyor yavruşka,
Gol atar atmaz koşuyor yanıma
kocaman sarılıyoruz birbirimize
eee maalum gol sevinci (:...
Ordan Quaresma'cım bakıo falan
Ah bebeğim diye geçiriyorum içimden
gol at seninde olur...
Sonra tabi Q7 de bir gol atıyor...
Hop koşuyor yanıma,
Onunlada gol sevinci yaşıyoruz:)...
Alırım anahtarını mike hesabı
Formanı alırım dıyorum ona...
Bebeğimde saolsun benı kırmıyor maç bitiminde
geliyor yanıma veriyor formayı bana...
Ayak üstü muhabbet edıyoruz falan,
Guticim,Quaresmacım falan,
İkisininde formasını alıyorum tabi ben,
Ama gel gelelim Quaresmacımın formasını
giyiyorum üstüme.
Maç bizim tabi...
Tam telefon numarasını alıcakken
Telefonumun saati çalıyor,
Uyanıyorum tabi,
Yüzümde bir gülümseme,
Ve aklıma hemen Fatih Erkoç'un
Şarkısı geliyor.
Ellerim bomboş yüreğimde bir sızı diye...
Ne forma var, ne Quaresmacım nede Guticim...
Bu akşam gidip şansımı denesemmi ne yapsam :)
Bari telefon numarasını alsaydım ya (:...

5 Nisan 2011 Salı

İnsan büyüdükçe hayalleri küçülürmü ?

Küçükken çok geniş bir hayal dünyasına sahiptir bütün çocuklar,
Kimisi prensin optüğü pamuk prenses olmak ister,
Kimisi cinderalla olmak ister,
Kimisi şarkıcı olucam der,
Kimisi dansöz,
Kimisi spiderman olucaktır,
Kimisi süperman,
Kimiside futbolcu olacaktır...

Kimisi kaderinin daha o yaşlarda belirler aslında
anne, baba olucam ben diyerekten.

Bazılarıda külkedisi olmaya mahkumdur,
Elinde olmayan sebeplerden dolayı,
Hep acı çekeni oynamaya zorunlu kalıcaktır.
Kimisi töreye kurban gidicekti,
Kimisi ailesinden şiddet görücekti,
Kimisinin ailesi parçalanmış olucaktı,
Kimisi daha çocuk yaşta çalıştırılmaya zorlanıcaktı,
Kimisi sapkın herifler tarafından tecavüze uğrayacaktı,
Kimisi babası yaşındaki bir herifle evlendirilip,
Daha çocuk yaşta anne olucaktı belkide.

Peki bunların bedelini kim ödeyecekti?

İnsanın büyüdükçe değil,
Çocukken bile hayalleri küçülebilir...
Sadece,
Çocukken kurulan hayaller masum
Biraz daha toz pembe,
Biraz daha mavi oluyor tek farkı bu...

Hayat öylesine zorsunki,
İçinde barındırdığın güzelliklerin haricinde
öylesine çok kötülük varki...
Çocukların hayallerine bile bir tutam tuz serpmeden
rahat edemiyorsun...

4 Nisan 2011 Pazartesi

Geçer, geçicek, geçti :)

İçimde bir sıkıntı, nedendir bilinmez,
Sevdiğim bir arkadaşımdada varmış aynısı
Hatta arkadaşım değil kardeşimdir kendisi
geçer diyoruz.Geçicek...

Uzun uzadıya sohbet ettık bu aksam.
O anlattı ben dinledim...
Ben anlattım o dinledi.
Birtek söylenecek söz vardı.
Sadece seçimin her ne olursa olsun,
yanındayım... İyi veya kötü...
Dostluk bu olsa gerek...
Birde köfte yedik, Türk kahvesi içtik...
Bolcana sigara içtik,
Sahi birde fal baktık...

Sonra birtane askerimiz var
22 günü kaldı gelmesine atarsa tabi...
Onu aradık, Özledikte...
Sorunmu var diye sordu,
Sorun belkide onun yanımızda olmayışıydı...
Az kaldı...

Az öncede cevatla kapıştım...
Kalbini kırdım...
Haklıydıda...
Onu arayacaktım görüşücektik...
Ama ben unuttum...
Eşşeklik ettim...
Bunu ona açık açık söyledimde...
Yalan söylemedım birşeyleri bahane etmeden.
Ki yalandanda nefret ederim,
Söyleyenide söylemeyide sevmem.

Ben zaten ne bokumki dedi bana.
Bende ona ne bok oldugunu anlattım...
bu zamana kadar ne bok oldunu öğrenemedin dimi
diye başladım isyanıma,
başım sıkışınca kapısına koşacagım bır boksun,
sıkıntılı anımda yanıma koşacak bir boksun,
Ağlamak istediğimde başımı omzuna koyup hiç çekinmeden
ağlayacağım bir boksun sen yazdım mesajda gönderdim
İfade etmişimdir umarım kendimi...
Oda kızgındır bana herne kadar mesajıma dönmesede
Dönecek eminim hatta arayacak...
şunun şurasında kaç kişi kaldıkki zaten.
Bir elin parmaklarını geçmez...
İnsan birşeylere her zaman sahip olabilir.
Ama gerçek dostu bulamaz...

Dışarısıda çok soğuk,
Bizlerdede soğuk rüzgarlar esiyor,
Havalar ısınsa ya biran önce...
Birde tahir dönse, neşe mutlu olsa,
cevatla nihal barışsa,
mirayla aslı zayıflasa, falan filan (:...

İnsan hayata inat gülümsemesini
ve
mutlu olmasını bilmeli...

Geri dönüş


Uzun zaman oldu buraya uğramayalı,
Neler geldi neler geçti oysaki...
Zararın neresınden donersem kardır
Çok fazlada değinmek istemıyorum o konulara.
Şuan mutluyum, nefes aldıgımı hissediyorum,
Çok uzun zamandır böyle hissetmemiştim oysaki.
Yapmacık gülümsemeler yok,
gerçekten mutlu olduğum için atıyorum kahkahalarımı.
Ama yaklaşık olarak 1 aydır belkide daha uzun bir süre...
Tarıh tutmadım, Bu şekilde hissediyorum.
Huzurluyum...
Yalan yok, Yalancı yok,
Karakterini oturtamamış, aileme itibarı olmayan,
Yediği kaba sıçan ve yetmiyormuş gibi elin insanlarına
prim yapabılmek ıcın beni öne süren,
ve hala daha salak bir insanı
benım uzerıme salan insan yok.
Onca geçen zamanda nasıl tanıyamamış olmama
şaşırmıyor değilim açıkçası...
Nasıl bu kadar aptal olabildim, bilmiyorum.
Ama insan bazı şeyleri yaşayarak öğreniyormuş.
Şuan önemli olan birtek şey var,
Oda hatalardan ders çıkarıp birdaha tekrarlamamak.
Bundan sonrası hata değil başka birşey olur.

Gelelim bana sık sık arkadaşlarımla görüşüyorum.
Spor salonuna yazıldım kendimi çok daha iyi hissetmeme
sebep oldu.
Sevdiğim mevsim, Yaz geliyor...
Muhteşem dostlarım var, her koşulda yanımda olan
Verdiğim kararlara saygı duyan,
''Ben yanında olursam ne değişir'' gibi kıt bir düşünceye
sahip olmayan insanlarım var hayatımda.
Öylesine güzel bir duyguki bu anlatılmaz yaşanır.

Artık yaşananlara eywallahım yok,
Koskoca bir Hoşçakal, yol vermek var,
Beni boğan sıkan şeylere.

Öylesine yalın öylesine doğal yaşıyorum ki hayatı,
Hiçbirşey buna engel olmamalı,
Kimse için değişmeyeceğim artık,
Varsın insanlar benim için değişsin.
Bunu istemek hakkım olmasa bile.

Artık geleceğimle ilgili planlar kuruyorum,
Borçlarımı azalttım, Daha güzel şeyler bekliyor beni,
Biliyorum bunu.
Sadece aldığım kararlarda çevremdekiler arkamda olsun yeter.

Aslında hiçbirşey umrumda değil.
Birtek annem iyi olsun, başımızda olsun yeter.
Hala radyoterapıye başlayamadık
Geçen hafta tam başlayacakken koltuk altında
bir kitle çıktı hemen usg falan çekildi bir su kitlesi oldugu söylenildi
Bu düzelmeden tedaviye başlanmayacak henüz.
Sol kolunda biraz agrısı ve memede şişkinlik var...
Ama doktoru bunun normal oldugunu ve bir senede toparlayacagını
söylediler umarım öyle olur.
Dualarınızı eksik etmeyin olurmu?

Geri dönüş


Uzun zaman oldu buraya uğramayalı,
Neler geldi neler geçti oysaki...

Zararın neresınden donersem kardır

Çok fazlada değinmek istemıyorum o konulara.

Şuan mutluyum,
nefes aldıgımı hissediyorum,

Çok uzun zamandır böyle hissetmemiştim oysaki.

Yapmacık gülümsemeler yok,

gerçekten mutlu olduğum için atıyorum kahkahalarımı.

Ama yaklaşık olarak 1 aydır belkide daha uzun bir süre...

Tarıh tutmadım,
Bu şekilde hissediyorum.

Huzurluyum...

Yalan yok, Yalancı yok,

Karakterini oturtamamış, aileme itibarı olmayan,

Yediği kaba sıçan ve yetmiyormuş gibi
elin insanlarına
prim yapabılmek ıcın beni öne süren,
ve hala daha salak bir insanı
benım uzerıme salan insan yok.
Onca geçen zamanda
nasıl tanıyamamış olmama
şaşırmıyor değilim açıkçası...
Nasıl bu kadar aptal olabildim,
bilmiyorum.

Ama insan bazı şeyleri yaşayarak öğreniyormuş.
Şuan önemli olan birtek şey var,

Oda hatalardan ders çıkarıp birdaha tekrarlamamak.
Bundan sonrası hata değil başka birşey olur.


Gelelim bana sık sık arkadaşlarımla görüşüyorum.

Spor salonuna yazıldım
kendimi çok daha iyi hissetmeme
sebep oldu.
Sevdiğim mevsim, Yaz geliyor...

Muhteşem dostlarım var,
her koşulda yanımda olan
...
Verdiğim kararlara saygı duyan,
''Ben yanında olursam ne değişir''
gibi kıt bir düşünceye
sahip olmayan insanlarım var hayatımda.
Öylesine güzel bir duyguki bu anlatılmaz yaşanır.


Artık yaşananlara eywallahım yok,
Koskoca bir Hoşçakal, yol vermek var,
Beni boğan sıkan şeylere.
Öylesine yalın öylesine doğal yaşıyorum ki hayatı,

Hiçbirşey buna engel olmamalı,

Kimse için değişmeyeceğim artık,

Varsın insanlar benim için değişsin.

Bunu istemek hakkım olmasa bile.


Artık geleceğimle ilgili planlar kuruyorum,

Borçlarımı azalttım,
Daha güzel şeyler bekliyor beni,

Biliyorum bunu.

Sadece aldığım kararlarda çevremdekiler arkamda olsun yeter.

Aslında hiçbirşey umrumda değil.

Birtek annem iyi olsun, başımızda olsun yeter.

Hala radyoterapıye başlayamadık

Geçen hafta tam başlayacakken
koltuk altında
bir kitle çıktı
hemen usg falan çekildi
bir su kitlesi oldugu söylenildi

Bu düzelmeden tedaviye başlanmayacak henüz.
Sol kolunda biraz agrısı ve memede şişkinlik var...

Ama doktoru bunun normal oldugunu
ve bir senede toparlayacagını
söylediler
umarım öyle olur.

Dualarınızı eksik etmeyin olurmu???

Aysel Git Başımdan !

Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum.
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum.

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Benim için kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Islığımı denesen hemen düşürürsün,
gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim.
Ya ölmek ustalığını kazanırsın,
ya korku biriktirmek yetisini.
Acılarım iyice bol gelir sana,
sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.

Sevindiğim anda sen üzülürsün.
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
uzak yalnızlık limanlarına.
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
Sakın başka bir şey getirme aklına.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.

Aysel git başımdan seni seviyorum...

Atilla İlhan...

14 Mart 2011 Pazartesi

3 Mart 2011 Perşembe

Gel zaman, git zaman

Hani bazen herşey bizim için derler ya,
Ben artık buna inanmıyorum...
Öyle şeyler yaşadım ki bu bir hafta içerisinde
kafayı yemek üzereydim desem yeridir...
Çarşamba günü annemle hastaneye gittim,
Çok saçma günler ve şeyler yaşadım blog,
hepsine tek tek değinicem.
Annemin doktoru odasına gelip senin saglık sorunların
var senı amelıyata aldıgımıza dua et dedı ve o günden itibaren
hayatımız alt üst oldu desek yeridir.
Kardiyolog annemin ameliyat olmasına onay vermedi,
Ameliyat masasında kalp krizi geçirme riski varmış,
kalbe giden damarlardan bir tanesi beslenemiyormuş,
falan filan söylenip durdular, Annemin bunların hiçbirinden
haberi yoktu. Birtek ablam ve ben biliyorduk,
Oysaki hastaneye yatmadan 20 gün öncesinde,
Gatada kalb ile ilgili butun sonuclar vardı
ve bir problem gözükmüyordu,
Çarşamba , Perşembe tam gün hastanede koşuşturmayla
geçti stres dolu....
Perşembe saat 6ya doğru heyet kararı ile
annemin ameliyat olması ile ilgili onayı verdiler,
aslında bu onayda ablamla benim büyük payımız vardı
bir risk göze aldık açıkçası, Gata'daki doktorumuzunda
etkisi vardı aslında alınan kararda.
Cuma sabahı erkenden kalktık annem ile birlikte hastaneye gittik,
Saat 11:00 de annem ameliyata girdi ve
geçmek bilmeyen saatler yaşadık ailece...
saat 16 ya geliyordu çıktıgında...
İlk 6 saat birşey yiyip içmesi yasaktı,
6.saat geçti çorba yedi 7.saattede ayağa kalktı,
Birkaç adım yürüdü ve yattı...
5 gün boyunca hastanede kaldık,
Salı akşamı çıktı hastaneden.
Memenin tamamı alınmadı,
sadece kitlenin oldugu kısım temizlendi,
Koltuk altı lenflerinde bir sorun çıkmadı çok şükür,
bi 10 gün sonra temizlenen kitlenin patalojik çalışması biticek ve umuyorumki
oda temiz çıkıcak ve bugünlerimize şükredicez...
İnsan böyle zamanlarda cevresındekı ınsanları oylesıne iyi tanıyorki,
Sanırım buda hayatın oyunlarından biri olsa gerek...
Hayat bir oyunsa bundan sonra bende bu oyunu kurallarına göre
oynamak zorundayım artık.. İnsanın bazen yaptıkları ve
yaşadıkları arasında öyle büyük fark oluyorki,
İnanası gelmiyor olanlara...
Aslında insanlara yol göstermesi için
hergünü tek tek yazmak istiyorum aslında,
Yönlendirici olurmu bilmiyorum açıkçası...

Evren senden birtek isteğim var sadece Annem iyi olsun,
Sağlığına kavuşsun yeter başka birşey istemiyorum gerçekten...

16 Şubat 2011 Çarşamba

Sadece sağlık

İyice bunalım blogu oldun cıktın başıma,
Oysaki bu sene sana hep güzel şeylerden bahsedicem
diye bir karar almıştım kendi kendime,
Bunuda başaramadım!
Yoksa buda mı kader?
Sanmam...

Peki ya tanımadığın bir kadınla,
Tanışma çabasına ne demeli?...
Yada erkekler ne ister?
Hep daha fazlasınımı?

Her neyse,
Pazar günü ablamla temizlik yaptık
hemde derin...
Maalum annem ameliyat olucak,
Herşey sarpa sardı ya bikere,
ardı arkası kesilmez artık...
Çokmu olumsuzum evet,
Bir söylenen bir söyleneni tutmuo çünkü.
Onada gelicem,
Pazar akşamı evde aile saadeti yaşıyoruz
Sevgi pıtırcıkları şeklindeyiz böyle,
Annemlerle dizi izleme modu
Foxta oynayan Arka Sıradakilerdi sanırım ismi
neyse dızının oyuncularından gamze ismindeki kız
meme kanseriymiş bunu ogrendıgı zaman beynınden
vurulmusa donuyor resmen ağlama krizleri falan
Annem odayı terkediyor mutfaga gidiyor
Sebebi belli aslında kurcalamaya gerek yok
hoş salaklıkta bizde maadem oyle bır muhabbet donuyor
hemen başka bir kanala geç, insan düşünemiyo işte.
Annemi bir süre mutfakta yalnız bırakıp dayanamayıp
yanına gıdıyorum sigara içme bahanesiyle
ağlıyor yanlış birşey söylemekten korkuyorum ama
yanında olmak olabılmek en guzelı biraz şebeklık yaptıktan sonra
ortamdaki buğulu havayı dagıtıyor ve kendımı lavaboya kılıtlıyorum.
Rol yapmak ne kadar zor, güçlü görünmek...
Annem dün memografi,ciğer usg'si derken akşam 9a kadar hastanedeydi
bugünde sintigrafi ve meme usg'si için gitti ve şuan eve dönüorlar,
peki ya yarın, yarınsa hastaneye yatıyor,
tahlıller yapılmaya devam edicek ve önümüzdeki hafta ameliyat...
Hafta sonunu bizimle geçirseydi en azından gündüz hastaneye gitse
akşam eve dönse, sonra sabah yine gitse ameliyat olup çıksa.
Hemen eve gelse mis kokulu elleriyle güzel yemekler yapmaya devam etse...
Senelik iznimin bir haftasını şimdi kullanıyorum,
Annemin yanında olmak istiyorumki olmalıyımda.
Sağlık problemi bambaşka yaşamayan bilmez ki patronlar hiç bilmez.
Adam izne çıkacağımı öğrendi öğreneli surat beş karış,
Sanki hayrına izin istiyorum yada keyfimden izin yapıyorum.
Of belkide ben yanlış anlıyorum.
Ateş düştüğü yeri yakar ya aynen o misal.
Kim benim kadar üzülebilir kimse yada benim yaşadığımı kim bilir...

Bugün saat 10:00 cıvarlarında ablamla konuştum,
Her zaman güçlü olan ben sanırım artık yavaş yavaş bunu kaybediyorum.
Konuşamadım ağlıyormusun dedı kafayı yemek üzereyim dedim
bir süre sessiz kaldık, en kötü ihtimal anneme silikon yaptırırız diye espiri yaptım,
Sadece ablam üzülmesin diye...
Annemin iyi olması için,
Güçlü olmak zorundayım...



11 Şubat 2011 Cuma

Ağaç yaş iken eğilir





Yalan kötü,
Yalan çirkin,
Yalan kaka,
Yalan ayıp,
derdi annem küçükken hep.
Ve ne zaman yalan söylemeye kalksam
elime yüzüme bulaştırırım onu.
Suratım kızarır,ateş basar vücudumu...
Pembe yalanlar benım suratımı kızartan,
birde büyük yalanlar söylemeye kalksam,
ne olur bilmiyorum...

Benim en büyük şansım
Ailemin beni hep kötülüklerden
uzak tutup, her zaman arkamda olması oldu.
Bir dediğimi iki etmediler.
Tabi bunda en küçük olmamın da faydası çok büyüktü...
Kaza eseri doğan bir çocuktum ben...
Bunuda çok iyi değerlendirmiş olmam
olayın farklı boyutu elbet...
Birşey istediğim zaman almayacak durumda oldukları
oldu elbet.
Hatta babamın son parasını benım ısteklerıme harcadıgını hatırlıyorum.
Kendimi savunma şeklimde vardı üstelik o yaşta.
İsteklerimi yerine getirmek zorundasınız,
bana böyle bir dünyada yaşamak istermisin diye sormamıştınız çünkü,
Beni dünyaya getirmeden önce fikrimi alma şansınız olsaydı,
düşünseydiniz derdim hep...
Seçme şansım olsa elbetteki yine sizi seçerdim o zaten apayrı,
Ama bunu size hiçbir zaman söylemedim....
''İnsanın vatanı ÇOCUKLUĞUDUR''
Ne kadar doğru bir sözmüş zamanla anlıyor insan.

Hayatımda değiştirmek istediğim şeyler olurdu elbet,
Mesela doktor olup hayat kurtarmak isterdim,
Eğitimimi yüksek lisansla tamamlayıp,
Daha başarılı bir insan olup,
Çevremdeki insanlar tarafından takdir edilip
başarılarımdan söz etmelerini isterdim...
İnsanlara hatta sokaktaki hayvanlara
daha çok yardımcı olmak isterdim...
Abuk subuk şeylere para harcamak yerine
birikim yapardım mesela...
Kısacası daha duzgun secımler yapardım...
En azından geleceğimle ilgili...

Kötü niyetli bi insan olamadım ben hiçbir zaman
iyi niyetimi kullanan çok insan olmuştur.
Çok sinirli, aksi bir yapım olsada hep taş atana
ekmek uzatmayı seçtim ben.
Oysaki hayat bu şekilde ilerlemiyor,
Geçte olsa öğrendim.

Ama hala duyarlı insanlarımızın var olduğunu bilmek
Öylesine güzelki...
Bu en azından beni mutlu ediyor.

Annemin doktoru Amerikadan geldi
ve dün telefon etmiş salı günü annemi
kontorole bekliyormuş,
Sanırım son tetkikler yapılıcak ve ameliyat gününe
karar verilicek sanırım...
Umarım herşey en kısa zamanda yoluna girer...

Bu arada yorumumu yayınlama diye rica eden bir bayan vardı,
Sadece yanımda olmak istediği için bana yorum bırakan...
ismini vermiyim belki rahatsız olur.
Ona burdan cevap vermek istiyorum,
Çok teşekkür ederim gerçekten A...e Hanım...
Anneside göğüs kanseriymiş ve o kadar güzel anlatmışki
geçirdikleri evreleri.
Eğer bana ulaşabilirse tekrardan yorumunu
bekliyorum.
Moralini yüksek tutmayı şuan başaramıyor ama alışıcaktır elbet,
En azından kanser hastalıgı bizden korksun çünkü dediğiniz gibi
bol bol sebze ve meyveyle besleriz onu ve aktarlardan kuru üzümler
pekmezlerde alırım ben anneme :).
Hem olurda saçları dökülüyor diye üzülürse
ona beraber saçımızı kazıtmayı bile teklif ederim.
İki fıstık hatun oluruz fenamı...
Umarım sağlık problemleri olan herkes biran önce
sağlığına kavuşur.
Şimdilik benden bu kadar...

7 Şubat 2011 Pazartesi

Sizin hiç Babanız Öldümü?

Sizin hiç Babanız Öldü mü?
Benim birkere öldü kör oldum...

07/02/2003 tü en son seni gördüğümde,
Son sarılışımdı sana, son kez kokunu içime çekmiştim...
Uykusuz bir gecenin sabahıydı,
Öylesine güzel uyuyordun ki bizi bile şaşırtmıştın.
Biz bu durumu iyileştiğine yoruyorduk,
Fakat düşündüğümüz gibi olmamıştı sonucu...
Oysaki hastaneden çıkıp evimize geleli henüz 2 gün olmuştu.
Bayram yaklaşmak üzereydi,
Hepberaber bayramı evimizde geçirmek istemiştik,
Kısa yürüyüşler yapıyorduk evimizde
Yaşlı gözlerle aynaya bakıyordun bana ne olmuş diye sorarcasına...
Potakal suyu istemiştin çok severdin onu,
Gözyaşlarımı görmemen için odandan çıktım,
Mutfakta çaresizce ağladım...
Yapılabilcek birşey yoktu sen portakal suyu içemezdin çünkü...
Sesinide duyamıyorduk aslında...
Yoğun bakımda oldugun zamanda anlaşamıyorduk seninle,
Sinirlenirdin bana... Hemşireler öylesine güzel anlıyorduki seni
Kıskanıyordum onları... Hemen sinirlenme amcacım yavaş yavaş
alışıcaksınız demişlerdi sana sende onlara benım onlar gibi olacagımı soylemiştin.
Sana bir ajanda vermiştim sen yazıyordun, ben sana cevap veriyordum.
Şimdi ise o ajandayı bulamıyorum bile... :(
Son yazdıgın satırları anımsayamıyorum bile...
Odanı sık sık havalandırmamız gerekiyordu,
Yürümek istedin biraz ben hemen seni yatağından kaldırıp,
koluna girdim ve yavaş yavaş çıktık odandan.
Oturma odasına girdin uzun uzun sürekli oturduğun yatagına baktın.
Perdeyi araladın sonra dışarda kar yağıyordu ne kadar çok yağıyor dedin sessizce,
Sahi senin sesin çıkmıyordu mırıldandın sadece.
Komşular seni görmesin diye perdeyi kapattın hemen.
Antreye dogru ılerledık, Ayna gördün karşısında durdun bir süre
gözlerin doldu oysaki ben seni ağlarken görmeye alışkın değildim.
Bak dedin boğazını göstererek, bak bana ne yaptılar diye.
Çok yakışıklıydın aslında yine zayıflamış olmana rağmen
sen yine benim aslan babamdın.Her daim kıskandığım,
Aşık olduğum ilk adam...
Benim odama gittik beraber girdin yatağımın üzerinde oturdun,
Son oldugunu bılseydım sonkez uzanırdım yatağıma üstümü ört derdin sana.
Hani hergece gelirdin ya kontrol etmeye üstüm açılmışmı açılmamışmı diye...
Ben o gün bugüngür çok üşüyorum baba.
Sonra abimin odasına girdik abimse hastaneye ilaçlarını almaya gitmişti.
Cep telefonunu unutma demiştin ama yinede unutmuştu şaşkın...
Ordada bi süre zaman geçirdik annemde bana kızıyordu seni yoruyorum diye.
Oysaki bunu sen istemiştin...
Sonrasında sırayla banyo, mutfak derken odana girdik.
Oturdun, sonra uzanmak istedin omuzumdan destek aldın,
Keşke omzumdaki elin sonsuza dek benimle olsaydı...
Tıkandın birden zaman durdu aslında...
Anneme seslendim aspireyi çalıştırdık,
Ama olmuyordu temizleyemiyorduk boğazını,
gitmiyordu annem hemen taksı cagır dedı bana,
Sen elinle işaret edip durmamı söyledin...
Gözlerimin içine baktın vedalaşır gibi, masmavi gözlerini yeniden görmeyi
Öylesine istiyorum ki,elimde değil çok özlüyorum seni...
Sonra işaret ettin bana gitmem için kar yağıyordu İstanbulda
hiçbir taksici beni görmedi baba...
Sonra Coşkun abiyi gördüm sen bu halde ne arıyorsun dedi
Eve gidelim ne olursun babam hastalandı dedim...
Geldik baygındın baba seni görmeye alışkın olmadığım bir şekildeydin...
ve bir komsumuz bana öldü dedi...
Ölemez dedim benim babam ölemez...
Nefretle baktım hep o komşumuzun gözlerine...
kucagımıza aldık seni hastaneye gittik...
Bilge hastanesiydi en yakını..
Arabada kucağımdaydın gözlerini açıyordum...
Ellerini tutuyordum ve yanındayım baba yanındayım diyordum...
Hastanenin yogun bakımına aldılar seni
Bende içerdeydim sonra doktorlar bana izin vermedi...
Hemen cıkardılar bı doktor gırıyor bı doktor cıkıyordu
Annem aspıreyı acık unuttugunu soyledı,
Hemen cıktım taksıye atladım ve eve gıttım
Tam hazırlanmıs cıkıyordum kı kapıda annemi gördüm...
Annem bitikti baba...
Ben yogun bakıma almışlardır diye seni düşünürken
Annem yavrum diye sarıldı bana...
Neden babamı yalnız bıraktın dedim,
Baban bizi bıraktı dedi...
Sen Ölmüştün...
saat 15:10 du ben buna inanamamıştım...
Demekki bütün gece güzel uyumanın sebebi buydu....
Sırt ağrılarında geçmişti....
Bunun son çırpınışların oldugunu bılmıyordum be baba,
Bilseydim senin nefesin olur seni yaşatırdım,
Sesin olurdum senin sen yorulmayasın diye hep ben konuşurdum...
Kursa giderdim senin için sadece sen hayatta olsaydın,
Ve ben senin arkamda oldugumu bılseydım...
Telefonları hep ben ettim baba,
Ne saçmadır dimi ilan eder gibi...
Dediğim tek cümle babam öldü olmuştu...
Açıklama yapmadan kapatmıştım telefonu...
Ev kalabalıklaştı...
Abim ilaçlarını almak için gittiği hastaneden döndü...
Ona söylemek zor olmuştu sana gümüş birşey almıştı.
Tam onu göstermek için odana giriyordukı yoktun...
Sarıldım ona babamız öldü dedim
elindekini gösterdi bana ben bunu ona rahat nefes alsın diye almıştım dedi.
hemen hastaneye senı gormek ıcın koştu,
Abim ilaçlarını almaya gittiğinde bekle beni demişti sana,
Gözlerin açıkmış,daha seni morga kaldırmamışlar, evden çıktıgında kapalıydı oysaki,
kapıya bakıyormuşsun,
Abimi bekledin değilmi baba?
Gözlerine dokunmasıyla kapanması bir olmuş zaten...
Sonra senı morga kaldırmıslar...
O gece kaçıp yanına gelmek ıstedım çok kez...
Çıktımda ama hiçbir taksi benım ıcın durmadı...
Sonra 8/02/2011 tarıhının sabahı,
Dışarıdaydım...
Sela okunmaya başladı,
Senın adını soylediler sonunda...
İşte o benim yıkıldığım andı baba...
O benim bittiğim andı....
Sonra seni almışlar morgtan,
Bizde seni sonkez görmeye geldik...
İlk ben girdim yanına öyle güzel görünüyordunki gözlerime,
Bütün yaraların kapanmıştı...
Abim başındaydı,
Ablamlar girdi sonra yanına,
Sonra en son ben girdim...
Seni son kez görüşümdü o benim
son kez sarılışımdıı...
Cenaze arabası kapıya geldi ve sen gittin...
Bu gidiş herşeyden beteriydi işte...
Herşeyin bitişiydi...
Kimsesiz kaldık...
Yalnız kaldık....
Sensiz ve çaresiz...
Sonra gecelerce dua ettim seni birkez daha görebilmek
için yalvardım, ama olmadı...
Kendi hayatımdan vermeye razıydım...
Ama olmadı...
Bugün yanına gelicem babammmm
Çiçek alıcam sana ama ne alsam bilmiyorum...
Hangi çiçeği sevdiğini bilmıyorum ki...
Toprak alıcam toprağın eksilmiştir...
Hem bak sana geleceğimden evdekilerin haberi yok...
Yalnız gelmek istiyorum sana babam...
Özledim seni...
Sende beni özledin bunu hissedebiliyorum...